Seda Selçuk

Seda Selçuk

bilgi kütüphanesi

Medyanın İnsanlar Üzerindeki Baskısı ve Medyayı Okumak

07 Kasım 2019 - 13:01 - Güncelleme: 08 Kasım 2019 - 15:39

Medyanın İnsanlar Üzerindeki Baskısı ve Medyayı Okumak

Günümüzde kısaca medya olarak adlandırdığımız kitle iletişim araçlarının etkisi tartışılmaz boyutta artmıştır. Gerek radyo ve televizyonlar, gerek yazılı basın, gerekse internet, insanlar arasındaki iletişim ve etkilenişimin boyutunu kıtalar arası düzeye taşımakla beraber sosyal medya ile daha da uçsuz bir hal almıştır. İnsanlararası etkileşimi bu düzeyde artıran medyanın etkisi her zaman olumlu yönde değil maalesef.

Medya Kendi Düşüncelerini Bize Dayatıyor

Yüzyıllardır var olan medya, insanların duygu ve düşünceleri ile oynayarak kendi fikir ve görüşlerini empoze etmeye, etik kuralları ihlal ederek insanlar üzerinde baskı oluşturmaya çalışan bir araçtır. Fakat yıllar geçmesine rağmen kullandıkları yöntemler hala aynı ve hala başarılılar.
Medyanın sizleri kandırmasına izin vermek istemiyorsanız öncelikle medyayı eleştirel bir açısıyla kullanmalı ve tam anlamıyla bir medya okuryazarı olmalısınız. Sizlere bu yazıda medyayı insanlar üzerinde etkin kılan yöntemler üzerinde durarak, medyaya eleştirel gözle bakmanın ilk adımını anlatacağım.

Medyanın Kullandığı Yöntemler Ve Bize Verdiği 10 Önemli Zarar

1.)Medyanın Sapma- Saptırma- Yaratma Gücü

Medyanın en sevdiği strateji.  Önemli olan şeyleri gündemde kalması gereken önemli bir olayı ezici bir şekilde küçültüp yerine hikâyeler uydurarak aklımızı sürekli küçük şeylerle meşgul etmek. Böylece meydana gelen gerçek sosyal problemler ya da büyük olaylar hakkında düşünmeye fırsat kalmayacak.
İnternet bu yöntemi çok çok kolaylaştırdı.

Dikkat edersek gündem sürekli değişiyor. Fakat Mesela sosyal medya da geziniyoruz ve sevimli bir kedi resmi yada komik bir video ile karşılaşıyoruz. Hemen tıkla beğen paylaş. Paylaşım arttıkça haber bülteni sürekli yenileniyor ve asıl gündemde kalması ve kamuoyu oluşturulması gereken sömürge ve savaş arka plana itiliyor. Böylece yok olan ya da göçe zorlanmış insanların artık kimse farkında bile olmuyor. Asıl gündem unutturuluyor.

2.) Çok Küçük Problemleri Yada Olayları Abartmak Ve Buna Karşı Ciddi Derecede Verilen Reaksiyonlar

Gündemi meşgul etmek adına yapılan küçük adımlar olarak düşünebiliriz bu maddeyi. Örneğin Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), 2020 yılında Mars’a göndereceği Rover uzay aracına uzay meraklılarının ismini de göndermek istediğini duyurarak bir Mayıs 2019’da bir kampanya başlattı.

Send Your Name to Mars (İsmini Mars’a Gönder) adlı bu kampanya haftalarca gündemi meşgul ederek haber kanallarının yanısıra yüzlerce web sitesi, onlarca sosyal medya platformu bu kampanya ile sallandı. Veriler ise bizim açımızdan çok korkunç.

Dünya çapında yaklaşık 10 milyon kişi 'İsmini Mars'a Gönder' kampanyasına katıldı. En yüksek katılımı sağlayan ülkeler arasında Türkiye ise 2 milyon 528 bin 844 kişi ile katılım göstererek birinciliği kazandı.

Kampanyanın bu kadar ilgi görüp gündemde kalmasının yanısıra Türkiye’nin yüksek katılım göstermesi de sosyal medyada en çok konuşulan konular arasında yer aldı. Hatta ABD'nin Türkiye Büyükelçiliği resmi Twitter hesabından “2020 Mars yolculuğuna adını yazdıranlar arasında Türkiye 2,5 milyona yaklaşan isim kaydıyla dünya sıralamasında ilk sırada! Türkiye bu konuda rekora imza atsın istemez misin?” diye paylaşımda bulundu. Kısacası birkaç günde gündem bu şekilde meşgul edilmeye çalışıldı ve başardılar.

“Ee bunun neresi kötü? Türk genci uzaya önem veriyor işte!” gibi bir düşünceye sahip olabilirsiniz (Bende çok isterim.). Hatta gurur verici bir unsur olarakta görebilirsiniz. Ama bu olayda konu uzay değil. Bir sosyal medya kampanyasına bu derece tepki vermemiz. Güncelerce Instagram ya da Twitter’da hatta whatsap durumlarımızda bile, konuşuldu, yazıldı, çizildi, tüketildi. Gündem meşgul edildi.

Halbuki 30 Eylül’e kadar süresi olan kampanyanın bir anda ilgi görüp sönmesi de ayrı bir konu!

Nacizane fikrim yeni bir Pazar alanı oluşturuluyor ve hedef  artık Türkiye …

3.) Belli ve önemli olan bir meseleyi insanları biçimlendirmek için yavaş yavaş sunmak

İnterneti olmayan ev belki olabilir ama televizyon evlerimizin % 90’ında var. Kültürel yozlaşmaya neden olan bir unsur olarak televizyon en doğru iletişim aracı.

Küresel gücü elinde bulunduranlar kendi yaşam tarzlarını, tüketim alışkanlıklarını, dillerini, dinlerini etki alanına giren toplumlara empoze etmekte ve bu toplumların sahip oldukları kültürel değerlerde yavaş yavaş ortadan kaybolmaktadır.

Örneğin Noel kutlamaları. Aslında Hristiyan dini mensuplarının dini bayramı. Fakat bu kültürlerini o kadar güzel pazarlamışlar ki artık bir insanın Hristiyan bayramını kutlamak istememesi gerilik hatta yobazlık olarak görülüyor.  

Katolik Hristıyanların bile karşı çıktığı bu kutlama bizim kültürümüze takip ettiğimiz dizi, film gibi araçlarla girdi. Daha sonra sosyal medyada paylaşılabilmek adına kutlanma oranı daha da yükseldi.

Başta çok sert bir şekilde karşı çıktığımız bu olayı çok sevdiğimiz bir diziden ya da TV şovlarından tepkisiz izledik. Hafızanın küçük bir yerine kazındı. Ertesi yıl öğretmen sınıfta yılbaşı çekilişi yaparak hediyeleşmeyi önerdi. Yani hediyeleşmek sünnet diye kendimize çıkar yol bulmaya çalıştık. Sonra bir arkadaşımız yılbaşı davetiyesi verdi onu kıramadık. Sonraki sene bir bakmışız kendimiz kutlamaya başladık.

Yavaş yavaş kendi kültürlerini, medyayı kullanarak tüm dünyaya yerleştirdiler.

4. Büyük Kararları Erteletme Ve Tüketimi Artırma

İnsanları zor olandan vazgeçirip küçük hedeflere odaklamak.

Örneğin, evlenmek istiyorsunuz ve birikim yapmaya başladınız. Aynı zamanda fotoğrafçılığa ilgi duyuyorsunuz ve gereğinden fazla ekipmanınız mevcut. Sosyal medyada gezinirken bir ürün tanıtımı gördünüz ve dikkatinizi çekti. Ürün o kadar güzel tanıtılmış ki almak için çeşitli mağazaları gezerek fiyatları incelediniz. Ve aslında çokta ihtiyacınız olmayan bir ürüne birikiminizi yatırdınız.

Hepimizin sıkça karşılaştığı bir olay, öyle değil mi?

5. Aşırı İlgi Çeken Reklamlar ve Çocuklar

Medyayı tanıtım için kullanmanın en göze çarpan örneği muhtemelen 20. yüzyılın ortasında sigara içmenin popülerleşmesiydi. Sigarayı en güzel şekilde pazarlayarak medya tarihinde çok büyük bir başarıya imza attılar.

En can alıcı noktamız çocuklarımız değil mi? Medya bunu çok iyi kullanıyor. Çocukları bir ürüne teşvik etmek çok daha kolay. Bu sebeple onlara hitap edecek reklamları, çocuklara yönelik materyaller, argümanlar ve tonlama kullanarak pazarlamaya çalışıyor.

Büyüklerin ilgisini ise en sevdiğiniz çocukluk melodilerini çalarak, düz bir şaka yaparak ve büyükanneniz gibi gülümseyerek çekiyor. Ya da büyüklerin temel dürtüleri ve hissiyatlarını hedef alarak bireyi etkileyecek semboller ve tonlamalar kullanılıyor. Mesela dondurma reklamında yer alan son model araba ve güzel kadınlar. Böylece ürünü sevdirip senin unutamayacağın bir marka haline getiriyorlar.

Reklamı verilen ürünün fiyatının verilmeden öncekine kıyasla artması ise ayrı bir konu...
.
6. Daha Fazla Duygu, Az Düşünce

Duyguların yönetimi üzerinden yola çıkarak insanların doğru düşünmesini engellemek. Gerçekliği arka plana atmak.

Örneğin; Aşkı Memnu. Olayı o kadar güzel sundular ki herkes Bihter ve Behlül’ün kavuşması için ağladı hatta dua etti. İnsanların duyguları üzerinden yola çıkılarak asıl konusu yanlış batılılaşma olan eser, dizi haline getirilirken, insanlarda kendi kültür ve değerlerimize aykırı bir duygu oluşturdu ve insanlar mantığı bir kenara bırakmaya başladı.

Dizinin sonrasında diziye benzer olayların gerçekleşmesi ve normal gözle bakılır hale gelmesi ise ayrı bir mesele…

Yine en çok gençler üzerinde etki oluşturulmaya çalışılan aşk dizileri. Zengin, yakışıklı, karizmatik ve bir o kadar efendi, kişiliğinde hiçbir eksiği olmayan karakterler oluşturup, genç neslin hayallerinde yaşattığı insanları klonlayarak izlenmeyi artırmak kullandıkları yöntemlerden yalnızca biri.

7.Haberi Çarpıma Ve İnsanları Bilgisiz Tutmak

Zihninizin rasyonel kısmını engelledikleri için gerçekleri eleştirel ve nesnel olarak algılamanıza izin vermez.
Medya ve hükümet, eğer toplum kendileri için kullanılan teknikleri anlamıyorsa ve bu eğitim yetersizliğinden kaynaklanıyorsa, herhangi bu toplumu çok rahat manipüle edebilir.

Aslında bu konuda eskiye göre avantajlıyız. Eskiden birey medyanın kullandığı teknikleri anlamıyor ve verilen eksik bilgi ile yetiniyordu. Ama dijital dünyanın oluşması bize yeni bir yol gösterdi. İhtiyaç duyduğumuz bilgiyi televizyon seyrederek ya da bir kaynaktan alarak değil çeşitli kaynaklardan, farklı bakış açısı kazanarak daha özgür düşünebiliriz.

8. Zamanlama Ve Aptal İnsan

Medya, insanlara aptal, kaba ve kaba olmanın iyi olduğunu göstermekten tamamen memnundur. Bu yüzden bu kadar çok TV şovumuz, sitcom'umuz, netice ve önizlemeli filmler, magazin dergileri vb. var. 

Medya aptal, her verdiği iletiyi kabullenen seyircisi olsun ister. TV programları, filmler ile de bu amacına ulaşmakta.

Mesela çok zor bir gün geçirdin ve ne izlemek istersin? Analitik bir program, politika mı ya da bilimsel bir belgesel? Bence hiçbiri!

Medya özellikle film, dizi vs neden gündüz değil de akşamüstü yayınlıyor?  Sebebi günün yorgunluğundan dolayı düşünmeye fırsatı olmayan insanları güldürerek ya da heyecanlandırarak kendilerini iyi hissetmelerini sağlıyor ve  izlenmeyi artırarak hedefine ulaşıyor.
 
9. Siyasi Destekler Ve Diğer Güçler

Medya insanlar kendileri tarafından değil, hükümetlerin başlattığı savaşlar için kendilerini suçlamasını sağlamaya çalışır. ‘Yerel ve küresel sorunları göstererek ya da ‘savaş var ama sizin için var’ düşüncesi insanlarda oluşturularak insanlarda suçluluk duygusu hissettiriliyor. Tabi hükümetler böylece işin içinden sıyrılıyor.

Bununla savaşmanın tek yolu ise, sizi duygusal ve suçlu hissettiren bir şeye maruz kalsanız bile nesnel kalmaktır.

2014 yılında savaş sırasında anne babasını kaybetmiş ve kimsesiz kalmış bir çocuğun aile mezarlığında yatak sererek uyuduğu fotosunu paylaştılar. İnsanlar yetim ve öksüz bu çocuğa ağladı ve insanlara merhamet duygusunun yanısıra suçluluk duygusunu dayattılar. Halbuki doğru olan savaş temalı bir sergi. Ve çocuk sadece bir figür. İnsanlar bu fotoyu gerçek olarak düşündü ve suçluluk duydular. Çünkü bizim yüzümüzden ölmüştü ailesi (!), iktidarların sömürge hırsından dolayı değil.

10. Hakkımızda Bildikleri

Özellikle sosyal medya da her türlü bilgimizi paylaşıyoruz. Nereye gidiyor bu bilgiler? Peki sadece arkadaşlarımız mı görüyor? Google neden gmail hesabı açmadan android’ten bir uygulama indirmemize izin vermiyor? Ne yapacak bilgilerimizi, neden bir veritabanı oluşturuyor? Akıllı cihazlarda kullandığımız yüz tanıma sistemi, parmak izi okuyucu neden var? Hepsi bizim güvenliğimiz için mi gerçekten yoksa altında yatan araştırmalar mı var? Medya ne kadar güvenilir? Gündemi kim oluşturuyor?

Sizi bu sorularla başbaşa bırakırken çok sevdiğim bir sözü de eklemek istiyorum:

Kötülerin kazanması için iyilerin seyirci kalması yeterlidir.”
“Durma sen de harekete geç ve aç gözlerini. Olaylara seyirci kalma. Bir olay yarat, fark yarat…”

muzurca.com


Yazarın diğer makaleleri: Dijital Bağımlılığa Karşı Dijital Detoks
Yazarın diğer makaleleri: Kendi Hayatının Şiirini Yazan Stefan Zweig

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum